29/10/2007 - Kestane : Faydaları ve Şekeri
Damağımızdaki tadı, çocukluk ve ilk gençlik günlerinden beri okul köşelerinde mis kokusuyla kestanecinin ''Bursa'nın kestanesi, okka çeker beş tanesi "sesi hatıralarımızın en özel yerinde saklı kalan...
KESTANE......
Havaların soğumasıyla başlayan, kış akşamları evimizi sobalı olarak kullandığımız zamanlarda etrafına toplanarak çıt, çıt seslerinle, sohbetleri böldüğü, kış gecelerinin vazgeçilmez dostu, her ne kadar şu anda çoğu evlerimizde soba kalmamış olsa da Kışın bu günlerinde, sokak köşelerinde kurulan mangalarda , sofralarda, sinema önlerinde, okul kapısında, şekercilerde görebiliyoruz.......
Besleyici olmasından başka faydası saymakla bitecek gibi değil. Kabuklarının suda kaynatılmasıyla, hazırlanan ilaç ateş düşürüp sinirleri yatıştırıyor . Meyvesi kasları kuvvetlendiriyor, kan dolaşımını düzenliyor. Bedenin ve zihnin yorgunluğunu gideriyor, kansızlığa çare oluyor. Zamanımızın yaygınlaşan dertlerine; damar sertliği ve yüksek tansiyona da birebir, olduğu yazılıyor. Şeker, protein, yağ, sodyum ve potasyum içeriyor!..
Kestane birçok hastalıktan da koruyor insanoğlunu.. Çocuk, genç ve yaşlılar için çok değerli bir enerji kaynağı,hatta yaşamı uzattığı da söylenir. Ancak damar sertliği ve şeker hastalığından yakınanlar, kestaneyi ölçülü miktarda yemeli. Kestane, en çok potasyum düşüklüğünden yakınanlara öneriliyor çünkü 100 gramında tam 500 mg potasyum bulunuyor. fosfor, magnezyum, klor, kalsiyum, demir ve sodyum mineralleri ile C, B1, B2 ve PP vitaminlerini içeriyor. Taze kestane, limonun 100 gramı kadar C vitamini içerdiği söyleniyor. Kestanenin, 100 gramında 200 kalori bulunuyor. Kış mevsiminin olumsuz şartlarına, fiziksel ve beyinsel yorgunluklara karşı paha biçilmez bir sağlık iksiri. Kalp ve kas sistemini uyarıp, organizmanın su dengesini düzenliyor. Kan dolaşımını hızlandırıp varis ve basurların gelişimini önlüyor. Damar sertliği ,yüksek tansiyon,şeker hastalarının fazla yememesi önerilir.Balla karıştırılmış kestane püresi ise özellikle iştahsız çocuklara önerilir.
Kestane haşlanır ya da közde pişirilerek yenir. Fransız mutfağı olmak üzere birçok Kuzey Yarım Küre ülkesinin mutfağında vazgeçilmezi olan kestane, et ve sebze yemeklerin hazırlanmasında, çeşitli salatalarda lezzet arttırıcı olarak yer almaktadır.Tatlılara eklemeden önce kestanelerin kabuklarını çizip üzerini örtecek kadar su ile doldurun. Haşlayıp süzün ve kabuklarını soyun, yemeğin pişmesine 15 dakika kala ilave edin. Kestane en çok hindi eti ve kuzu etine çok yakışıyor.
Kış sebzelerinden kereviz, patates ve havuçla uyum sağlıyor. Tatlı olarak muz ve elma gibi meyvelerin yanı sıra çikolata sosu ile de hazırlanabiliyor. Kestaneyi püre haline getirdikten sonra şekerle karıştırıp dilediğiniz meyve ya da çikolata sosu ile zenginleştirerek sofranıza getirebilirsiniz.
Haşlanmış kestane ile kek ve pastalar hazırlayabilirsiniz. Hemen her yaştan insanın severek yediği kestane şekerini evinizde yapabilirsiniz.Kestaneler öğütüldüğünde, badem ve fındıktaki gibi yağlı bir yapı yerine güzel ve tatlı bir un haline gelir. Bazı araştırmacılar inek sütündeki süt şekeri laktozun çocuklar için alerjik etkisi nedeniyle çocuklara uygun tatlı ve çorbaların hazırlanmasında kestane ununun alternatif bir ürün olabileceğine dikkati çekmektedirler. Kestane unu ayrıca, sütlü puding türü ürünlerde, ekmek yapımında, corn flakes yapımında da kullanılabiliyor.Buğday ununun içerisinde bulunan ve ekmeklerle keklerin kabarmasını sağlayan gluten maddesi kestane ununda yoktur. Bu nedenle kestane unuyla hazırlanan ekmekler ve kekler kabarmaz.
Kestane, insanoğlunun bala batırarak tatlıya dönüştürüp yediği ilk meyvelerden biri olduğu,antik çağda kutsal sayıldığı için saraylarda verilen büyük şölenlerin değişmez meyvesi olarak yendiği, Güney Avrupa'nın bir köyünde dört bin yıllık dev bir kestane ağacı olduğu rivayet edilir. . 50 metre çapındaki gövdesi ile dev yapraklarıyla neredeyse tüm köyü kapladığı yapraklarının adalet dağıttığına inanılan ağaç için "200 kişilik şövalye ordusu" deniliyormuş. Antik çağlardan beri aşk iksiri olarak bilinen bu güzel meyveyi sonbaharın geldiği, beli eden, bu günlerde bol bol yiyin.
Kestane kebabı özellikle kış gecelerinin vazgeçilmez keyiflerinden birini pişirirken neler yapmalıyız?
*Kestaneleri yıkayıp kurulayın X şeklinde çizin. Üst ızgarası yanan bir fırında pişirin. Sobanın üzerinde ya da mangalda da pişirebilirsiniz. Ayrıca gazlı ocak üzerinde teflon tavada pişebilir.
* Kestanenin daha lezzetli olması için önce kabukları çizilip 1 saat soğuk suda tutulur. Oradan alınıp kaynayan suya atarak 30 dakika pişmeye bırakılır. 5 dakika kadar üzeri büyük lahana yaprağı ya da yünlü bir bezle örtülürse tadı çok güzel olur. Haşlama suyuna 2 damla zeytinyağı konulursa çabuk soyulur.
*Haşlamadan önce kabuğunun üzeri bıçakla x şeklinde çizin, haşlandıktan sonra soğuk sudan geçirilirse çok çabuk soyulur.
*Fırında kestane kebap olacaksa üzeri çizildikten sonra bir saat kadar buzlu ya da soğuk suda bekletilirse çok çabuk pişer, çok lezzetli olur.
*Çabuk soyulması için bir gece buzdolabında bekletildikten sonra çizilip kaynar suya atılır ve 5 dakika tutulur. Ardından buzlu ya da soğuk suya atılır ve 2 dakika sonra çıkartılır.
Bu kadar faydasını saydıkdan sonra, size bayramda yapabileceğiniz kestane şekeri tarifi vereyim. Afiyet olsun.
KESTANE ŞEKERİ
<******>******> Malzemeler:
500 gr iri kestane
2.5 su bardağı toz şeker
2 su bardağı su
bir tatlı kaşığı vanilya
- Yukarıda tarif edildiği gibi kestaneleri soyun.
- Soyulmuş kestaneleri ince kabukları soyulana kadar tencereye soğuk suyun içine atarak kaynatın. Sudan çıkartarak ince kabuklarını soyun.(ya da yukarda yazılan tekniklerle de soyabilirsiniz.)
-Toz şekerle, suyu tencereye koyun. Şeker eriyip, biraz kıvamlı oluncaya kadar kaynatın. İçine haşlanan kestaneleri atın. Kısık ateşte iki saate yakın pişirin. İndirdikten sonra bir gün beklesin.
- Ertesi gün kısık ateşte on dakika tutun. Üzerine vanilya serpin. Kağıtların içine yerleştirin.
Bol olan bu günlerde kestane şekerini bol bol yemeniz dileğiyle....
Kaynak: Netten
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/8/2007 - İNCİR
Tazesini yazın, kurutulmuşunu yılın her zamanında severek yediğimiz incir adlı meyveyi veren incir ağacı, Dutgiller'dendir. Kısmen yaprak döken, kısmen hepyeşil ağaç, ağaççık ya da çalı formunda 750 kadar türü olan incirin anayurdu Önasya ile Akdeniz havzasıdır. Yurdumuzda özellikle Ege bölgesi ile diğer ılık yörelerde incir ağacı yetiştirilmektedir. 8-10 m'ye kadar boylanabilen incir ağacının odunu yumuşaktır.
Koyu yeşil renkli, derin girintili beş loplu, bir tür süt salgılayan yaprakları; yazın açan, genelde tek eşeyli yeşil renkli çiçekleri vardır. Yaz başlarından ekim sonlarına kadar değişen zamanlarda olgunlaşan etli ve küçük çekirdekli lezzetli meyvelerini geliştirmesi için tek eşeyli ağaçlarda, baba incir denilen erkek çiçek açan ağaçlarda yaşayan zarkanatlı ilek adlı bir böceğin, dişi çiçekli ağaçların üzerine bırakılması gerekir. Bazı incir ağaçları iki eşeyli çiçek açar ve bu işleme gerek duyulmaz. İncir ağaçlarından iki çeşit meyve elde edilir. Bunlardan ilki, soluk sarı renkli sultan ya da lop inciridir. Bu incirler taze olarak yenildiği gibi kurutulmaya da elverişlidir. İkinci çeşit morumsu renkli incirlere, siyah incir ya da patlıcan inciri denilir. Bunlar taze olarak tüketilir. Taze ya da kurutulmuşunu, yenilmesinin yanı sıra incir, reçeli, pekmezi, ezmesi ve tatlıları yapılarak da tüketilir. BESİN DEĞERLERİ 100 gr. Taze incirin içerdiği besin değerleri şöyledir: 80 kalori: 1,2 gr. Protein; 20,3 gr. Karbonhidrat: 0 kolesterol; 0,3 gr. yağ; 1,2 gr. Lif; 22 mgr. Fosfor; 25 mgr. Kalsiyum; 0,6 gr. Demir; 2 mgr. Sodyum; 194 mgr. Potasyum: 20 mgr. Magnezyum; 80 IU A vitamini; 0,06 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0,4 mgr. B3 vitamini; 0,113 mgr. B6 vitamini; 6.7 mcgr. Folik asit ve 2 mgr. C vitamini. İncirin kurutulmuşunun yani kuru incirin besin değeri daha da artar. Bunları şöylece sıralayabiliriz; 217 kalori: 4 gr. Protein; 55.3 gr. Karbonhidrat: 0 kolesterol; 1,2 gr. yağ; 6.7 gr. Lif: 163 mgr. Fosfor: 138 mgr. Kalsiyum: 4,2 mgr. Demir: 640 mgr. Potasyum: 91,5 mgr. Magnezyum; 0,073 mgr. B1 vitamini ve 0,072 mgr. B2 vitamini. SAĞLIĞIMIZA YARARLARI Taze ve özellikle kuru incirin yenilmesiyle insan bedeninin hücreleri yenilenir. İncir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir. Sözgelişi, 100 gr. Kuru incir yenilirse bedenin günlük gereksinimlerinden kalsiyumun %17'si, demir ve magnezyumun %30'u, fosforun %20'si, B1 vitamininin %5'i ve B2 vitamininin %4'ü alınmış olur. İncir, içerdiği yüksek orandaki liflerle bedene giren kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlar. Sindirimi kolaylaştıran incirin, bedeni bakterilere karşı koruyan etkileri de vardır. İncir içerdiği yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler: incirin içerdiği kalsiyum, diğer besinlerdekine göre daha kolay sindirilir. Süt içemeyen kişilerin incir yemeleri öğütlenir. İncir, içerdiği 'benzaldehit' adlı maddeyle kanserli hücrelerin büyümesini önler, kansere karşı etkili olur. Kuru incirden hazırlanan infüzyon, özellikle çocuklarda korkusuzca kullanılabilen etkili bir müshildir: Bunun için iki -üç kuru incir doğranır. Üzerine kaynar su dökülerek 10-15 dakika demlendirilip bir infüzyon hazırlanır. Bu infüzyondan günde 2-3 bardak içilir. Körpe incir yapraklarının sütü siğile karşı etkilidir: Bu etkiyi sağlamak için körpe incir yaprağından sızan süt siğile sürülür. Körpe incir yapraklarının ezilmesiyle hazırlanan yara lapası, çıbanların olgunlaştırılması ve baş verip delinmesinde etkili olur. Kurutulmuş incir yapraklarıyla hazırlanan dekoksiyon, hemoroit (basur) ve çıbanlara karşı etkilidir: Körpe incir yaprakları, havadar ve güneş görmeyen bir yerde kurutulur. Bu yapraklar parçalanır. 2-3 tatlı kaşığı kurumuş yaprak bir bardak suda 30 dakika kadar kaynatılır. Böylece hazırlanan dekoksiyonla ıslatılan bez basur memesine sürülür ya da çıbanlara sarılır. Hemoroite karşı bu dekoksiyondan günde 2-3 bardak içilir. AĞACININ ÜRETİLMESİ İncir ağacı, gövde çelikleriyle ya da baladız adı verilen dip sürgünleriyle çoğaltılabilir. Ancak bu şekillerde üretilen ağaçlar meyveye geç yattığından ve bol bol dip sürgünü verdiğinden yeğlenmez. Bunların yerine profesyonellerin ürettiği, türü bilinen fidanlar alınarak sonbaharda yaprak dökümünden sonra bahçelerde derin kazılan toprağa, düz yerlerde 7-8 m. Ve yamaçlarda 6-7 m. aralık verilerek dikilmelidir. AĞACININ YETİŞTİRİLMESİ
İklim isteği: incir ağacı ılık bölgelerin bitkisidir. Yıllık ortalama sıcaklığın 18-20 derece olduğu yerlerde iyi yetişir. Ekim-kasım aylarında -3 derece; kışın ağacın dinlenme döneminde -7 ile -9 dereceler ve ilkbaharda -l derece sıcaklıklar ağaca zarar verir. Toprak isteği: incir ağacı, toprak yönünden fazla seçici değildir. Ama derin, kumlu -killi, organik madde yönünden zengin, yüksek oranda kirece sahip ve su tutma kapasitesi iyi olan topraklarda ürün verimi ile niteliği artar. İncir ağacı çok nemli topraklar ile yüksek taban suyundan zarar görür. Sulama: incir ağacının yıllık yağış isteği 550-600 mm'dir. Yağışlar bu miktarın altına düşerse, özellikle ağacın sürgün dönemi olan nisan-mayıs aylarında yağış yetersizse sulama gerekir. Ama, meyvenin olgunlaşma döneminde ağaçlara su verilmez. Aksi takdirde meyveler çatlar ve zarar görür. Gübreleme: incir ağacının toprağına, yanmış çiftlik gübresi ile noksanlığı varsa tarım kireci verilmesi yararlı olur. Gübreleme için toprak ve yaprak analizi yaptırılmalıdır. Toprağın işlenmesi: İncir ağaçlarının toprağı, havalandırma, yağışlardan iyi yararlanma ve yabani otların kontrolü ile ürüne hazırlanması amacıyla yılda üç kez (ilkbahar, haziran ayı ve sonbaharda) işlenir. Çok eğimli alanlarda erozyona neden olacağı için sonbahar işlemesi yapılmaz. Budama: İncir ağaçları önce şekil, sonra ürün budaması ve ağaç yaşlanınca gençleştirme budaması ister. Bu işleri, ağacı tanıyan kişiler yapmalıdır. Hasat (Derim): Taze olarak yenilecek incirler, tadı ve görünüşü çeşide uygun tam kıvama eriştiğinde elle toplanır. Taze olarak hasat edilmeyen incirler, ağaç üzerinde su yitirip buruşur ve kendiliğinden yere dökülür. İşte bunlar kurutulacaksa, toprak üzerinde uzun süre kalmaması için her gün, günde iki kez olmak üzere toplanır ve ayrıca bunlara kurutma işlemi uygulanır. Ancak, kurutma işleminden önce sağlam ve bozulmuş incirler seçilerek ayıklanmalıdır. Kaynak : Netten
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/5/2007 - DEREOTU !!!!
DEREOTU ! İnek sutunde 117 miligram kalsiyum bulunurken, dereotunda bu oranin 208 olmasi, dereotunun sutun alternatifi olarak gorulmesine neden oluyor. İstanbul Universitesi Cerrahpasa Tip Fakultesi Cocuk Bolumu Metabolizma ve Beslenme Bilim Dali Baskani Prof. Dr. Ahmet Aydin,sutun alternatifinin dereotu oldugunu soyledi. Adana Otizm Dernegi'nin duzenledigi 'Otizm Hastaligi'nin Tedavisi ve Beslenme' konulu konferansta konusan Prof. Dr. Ahmet Aydin, sutun kalsiyum bakimindan en zengin besin olmadigini belirterek, "Dereotu sutten daha fazla kalsiyum iceriyor. inek sutunde 117 miligram kalsiyum bulunurken, dereotunda bu oran 208'dir. Ayrica dereotu magnezyum ve potasyum bakimindan zengin olmasi bakimindan da kemik sagligina daha faydalidir" dedi. Prof. Dr. Aydin, dunyada en cok sut tuketen ulke olan ABD'de, yine dunyada en cok osteoporoz rahatsizliginin oldugunu bildirdi. Prof. Dr. Aydin,cocuklarin ve anne- babalarin kemiklerinin kuvvetli olmasi icin mutlaka dereotu tuketilmesini onerdi. İsvec'te yapilan bir calismada 50- 85 yaslarindaki menopoz sonrasi kadinlarda sut tuketimi fazlaliginin kiriklari azaltmadiginin saptandigini kaydeden Prof. Dr. Aydin, soyle konustu:"Benzer sekilde ABD'de hemsireler uzerinde yapilan arastirmada gerek sut, gerekse sut disi kalsiyum tuketimi fazlaliginin kalca kiriklarini azaltmadigi tespit edilmistir. Cocuklarinizin ve kendinizin kemiklerinin kuvvetli olmasi icin mutlaka dereotu tuketin. Dereotundaki magnezyum ve kalsiyum kemik gelisimi icin oldukca onemli bir mineraldir.Her memelinin sutu kendi yavrusunadir. 5- 6 milyon yillik insanlik tarihinin sadece son 10 bin yilinda insanlar baska memelilerin sutunu icmislerdir. Kendi annelerinin sutunu ise sadece hayatlarinin ilk 2 yilinda emerler, daha sonralari hic sut tuketmezlerdi.Fosil incelemeleri, tas devri insanlarinin kalin ve kiriga direncli saglam kemiklerinin oldugunu gostermektedir. Bu devre ait kemik orneklerinde osteoporoz yok denecek kadar azdir. Bunun nedeni de o devirde insanlarin sutten ziyade, daha cok yesil sebze, ot turu yiyecekler tuketmesindendir." -- Haldun Keskin Keskinler Ltd. Daha Sağlıklı Bir Dünya 0.236.414 44 36 www.zeytin.cjb. net kaynak : netten
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/4/2007 - polen
'Polen derdi' başladı 12 Nisan, 2007 12:12:00 (TSİ)
Bahar aylarıyla birlikte polen döneminin başlaması nedeniyle uzmanlar, alerjik belirtiler görülen kişilere bazı tavsiyelerde bulunuyor.
Selçuk Üniversitesi'nde görev yapan Prof. Dr. Faruk Özer, bu yıl havaların daha ılıman seyretmesi nedeniyle bitkilerin polen yayma dönemine erken başladığını belirtti. Bu dönemde polenlerin, alerjik nezlesi ve astım hastalığı olanların sorunlarını artırdığına değinen Prof. Dr. Özer, ''Burunda tıkanıklık, kaşıntı, gözlerde yanma şikayetleri olanların bahar alerjisi olma ihtimali yüksektir'' dedi. Prof. Dr. Özer, şikayetlerin önlenmesi ya da en aza indirilmesi için alınacak bazı tedbirler olduğunu söyledi: ''Polen alerjisi belirtileri görülen kişiler, açık havada uzun süre bulunmamalı, özellikle polen miktarının yoğun olduğu sabahtan öğleye kadarki zaman dilimi içinde zorunlu olmayan hallerde dışarı çıkılmamalıdır. Polenlerin etkisini en aza indirmek için alerji belirtileri görülenler, eve gidince duş alıp elbiselerini değiştirebilir.'' Polenden etkilenenlere bu dönemde pencereleri havanladırma amacıyla fazla açmamalarını tavsiye eden Prof. Dr. Özer, ev ve iş yerlerinde polen filtreli klimalar kullanılabileceğini de sözlerine ekledi.
Kaynak: netten
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/4/2007 - BANA KENDİMİ ÖNEMLİ HİSSETTİR....
Herkes boynunda bir levha taşır ve bu levhanın üzerinde -Bana kendimi önemli hissettir- yazar. İnsanlarla çalışırken bu mesajı asla unutmayın… " Eğer üzerinde iyi çalışılırsa, bu tavsiye hayatınızı değiştirecek tavsiyeler arasında en önemlisi olabilir. Eşiniz, çocuğunuz, müşteriniz, iş arkadaşınız veya rastladığınız kişilerle olabilecek herhangi bir ilişkide uzun süreli bir etki yaratmak için en iyi yol karşınız- dakinin değerli olduğunu hissetmesini sağlamanızdır.
Ve işe başlamanız için 4 tavsiye:
1. Karşılaştığınız herkesi büyük bir hevesle selamlayın.
Hiç telefonda birisi ile konuşurken veya bir yerlerde birisine rastladığınızda sizinle yüksek bir enerji ve şevk ile konuştuklarında sanki karşınızdakinin size bayıldığını hissettiniz mi? Coşkulu ve içten bir sevk ile selamlama, tüm iletişimin gidişatını belirler. Bu son derece basit bir tekniktir, sadece en zor kısmı hatırlamaktır. Ama eger hatırlarsanız, tüm ilişkileriniz canlanacaklardır. Bu yöntemi, özellikle çocuklarınızla iletişiminizde kullandığınızda hayatı derinden etkileyen sonuçlar ortaya çıkabilir. Bir çocuk odaya girdiğinde basit bir sevkli karşılama ve taktir, onunla iletişimde mucizeler yaratır.
2. Yavaşlayın
Sohbetlerinizde karşınızdakini gerçekten dinlemek için vakit ayırın. Birisi ile konuşurken, sonra ne söyleyeceğinize değil, sözleri ile, tonlaması ile ve beden dili ile "onun" ne söylediğine odaklanın. Rahatlayın ve yanıt vermeden dinleyin. Bu şekilde karşınızdakini derinlemesine dinleme üzerinde çalıştıkça, karşınızdakinin ihtiyaçları üzerinde çalışın. Sohbet sırasında kendi ihtiyaçlarınızı bir tarafa bırakın ve "onların" bugün neye ihtiyaçları olduğunu anlamaya odaklanın. Her karşılaşmayı, normalde çok telaşlı olabilecek bir günün molaları olarak değerlendirin. Yavaşlayın ve bir başkasıyla kurabileceğiniz bağlantının tadını çıkartın…Basit bir sohbet olsa da..
3.Geçmiş sohbetlerinizin ve karşılaşmalarınızın ayrıntılarını hatırlamaya çalışın
Size daha önce aktardıklarını sorun. İşteki sunuşu nasıl gitti, sorun. Hasta babası nasıl, sorun. Bu basit yöntemle insanlara sizin için ne kadar önemli olduklarını gösterirsiniz.
4. İnsanların sizin için yaptıkları küçük şeyleri taktir edin ve hiç bir zaman "teşekkür ederim" cümlesini söyleme fırsatını kaçırmayın.
Çok şaşalı bir şey olması gerekmiyor…birkaç nazik cümle veya kısa bir e-posta veya mesaj bile yeterli…Taktirinizi göstermek ve sevdiğiniz insanlara şefkat göstermek için basit yollar bulun. Belki bu bütün günü evde hasta çocuğunuzla geçiren eşiniz için eve giderken yemek götürmek olabilir. Belki bu annenize bir telefon etmek olabilir. Gün boyunca karşınıza çıkacakları onaylama ve taktir etmeyle ilgili nasıl bir adım atacağınızı düşünüyor olun. Etrafınızdaki insanları önemli hissettirdiğinizde, bir güven ve karşılıklı taktir ortamı yaratırsınız...
netten alıntı
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
30/11/2006 - En yararlı 5 sebze ve meyva
En yararlı 5 meyve: Karpuz: Tam bir C vitamini deposudur. Ayrıca karotenoid (beta-karotenin de üyesi olduğu, bitki ve hayvanlarda bulunan yeşil ve sarı pigmentler ki hastalıklara karşı etkili oldukları biliniyor.) ve yüksek miktarda lif içeren karpuzun kalorisi de düşüktür.
Papaya: Bizim pek tanımadığımız tropikal bir meyve olan papaya da yüksek miktarda C vitamini, karotenoid, lif ve potasyum içerir.
Portakal: C vitamini ve folat içerir. Aynı zamanda, sadece suyunu içmek yerine, meyveyi de yerseniz, içinde bulunan liften de faydalanmış olursunuz.
Greyfurt: Gene bolca C vitamini, karotenoid, kolesterol düşüren cinsten lif, pektin (bazı ham meyvalarda bulunan jelatinli bir madde) ve pek çok fitokemikal vardır.
Kayısı: Zengin bir beta-karoten kaynağıdır. Bol miktarda potasyum, lif ve bir miktar da C vitamini içerir. Kuru kayısıda C vitamini bulunmaz, ancak iyi bir demir kaynağıdır.
En yararlı 5 sebze: Ispanak: İçinde sanıldığından daha az demir olduğu için işe yaramaz olduğunu zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Ispanak, zengin bir beta-karoten kaynağıdır. Aynı zamanda, C vitamini, folat, demir, potasyum ve kalsiyum içerir.
Tatlı patates: Bolca potasyum içerir. Ayrıca C vitamini, beta-karoten ve lif de içerikleri arasındadır.
Lahana: Beta-karoten, C vitamini, folat, kalsiyum ve lif içerir.
Havuç: Bol miktarda beta-karoten ve lif içerir.
Kırmızı dolmalık biber: Tam bir C vitamini kaynağı olan tatlı kırmızı biberde aynı zamanda beta-karoten ve lif de vardır.
Kaynak: Netten
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/11/2006 - Her seferinde sıkılmadan okuyabildiğim bir yazı..

Kendi yıldızını bulmak..
(Bu yazı 27 Mart 1993'te yayınlandı)
Son zamanlarda bu kadar güzel birşey okuduğumu hatırlamıyorum. Türkiye Genç İş Adamları Derneği'nin aylık "Genç Bakış-Young Vizyon" adlı bülteninde okudum ve hemen sizlerle paylaşmak istedim, keyfimi..
Adım gibi biliyorum. Bu öyküyü kesecek ve saklayacaksınız.
Ya da çok sevdiğiniz birisine yollayacaksınız hemen..
Lauren Tseley'nin bir öyküsü bu..
"Bir zamanlar yazılarını yazmak üzere okyanus sahiline giden aydın bir adam varmış. Çalışmaya başlamadan önce sahilde bir yürüyüş yaparmış. Bir gün sahilde yürürken plaja doğru baktığında dans eder gibi bir hareketler yapan bir insan silueti görmüş. Başlayan güne dans eden biri olabileceğini düşünerek gülümsemiş ve ona yetişebilmek için adımlarını hızlandırmış.
Yaklaştıkça bunun bir genç adam olduğunu ve dans etmediğini görmüş. Birkaç adım koşuyor, yerden bir şey alıyor ve yumuşak bir hareketle okyanusa fırlatıyormuş. Biraz daha yaklaşınca seslenmiş: -Günaydın. Ne yapıyorsun böyle? Genç adam durmuş, başını kaldırmış ve cevap vermiş: - Okyanusa deniz yıldızı atıyorum. - Sanırım şöyle sormalıydım, demiş, bilge adam.. Neden okyanusa deniz yıldızı atıyorsun?. - Güneş çoktan yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları suya atmazsam ölecekler. - Ama delikanlı, görmüyor musun ki kilometrelerce sahil var ve baştan aşağı deniz yıldızıyla dolu. Hiçbir şey fark etmez. Genç adam kibarca dinlemiş, eğilerek yerden bir deniz yıldızı daha almış ve dalgalanan denize doğru fırlatmış. - Bunun için fark etti.
Bu cevap bilgeyi şaşırtmış. Ne söyleyeceğini bilememiş. Geriye dönmüş, yazısının başına geçmek üzere kulübesine gitmiş. Gün boyunca bir şeyler yazmaya çalışırken genç adamın görüntüsü gözünün önünden gitmemiş. Aklından çıkarmaya çalışmış, bir türlü olmamış.
Nihayet akşama doğru fark etmiş ki, o koca bilim adamı, o büyük şair, bu gencin davranışının özünü kavrayamamış. Çünkü bu gencin aslında yaptığının evrende bir gözlemci olmayı ve olup biteni izlemeyi değil, evrende bir oyuncu olmayı ve bir fark yaratmayı seçmek olduğunu anlamış. Utanmış. O gece sıkıntı içinde yatmış. Sabah olduğunda bir şey yapması gerektiğini bilerek uyanmış. Yataktan kalkmış giyinmiş sahile inmiş ve o genci bulmuş. Ve bütün sabahı onunla okyanusa deniz yıldızı atarak geçirmiş."
Bu enfes öykünün sonunda, Genç İş Adamları Derneği'nin bir mesajı var. Onu da aynen alıyorum:
"Hepimize bir fark yaratma yeteneği bahşedilmiştir. Eğer biz o genç adam gibi, bu yeteneğimizin farkına varabilirsek, görüş (vizyon) gücümüz sayesinde geleceği şekillendirme kudretini elde edebiliriz.
"Hepimiz kendi yıldızımızı bulmalıyız. Eğer yıldızımızı akıllıca ve iyi fırlatabilirsek, yirmi birinci yüzyıl hiç kuşkusuz harika bir yer olacaktır."
Fark yaratma yeteneği.. Ne güzel bir deyim bu.. Söylenmesi bile güzel. Fark yaratma yeteneği.. Bu gerçekten hepimizde var.. Ya yıldızlar.. Milyonlarca.. Harika bir 21. yüzyıl istiyorsak, evrende bir gözlemci olup, olup biteni izleme yerine, evrende bir oyuncu olup, fark yaratmayı seçmemiz gerek. Haydi, kendi yıldızımızı bulalım ve farkı yaratalım.. Hemen.. Bugün.. Vakit geçirmeden!..
Hıncal Uluç
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/11/2006 - KİŞİLİK VE SEVGİ
KİŞİLİK VE SEVGİ
Çekici bir kişilik sevgi doludur. Sevgi, iyi bir kişiliği minnettarlığı, dürüstlüğü güldürü yeteneğini içerir, şekillendirir. Sevgi güç ve eylemdir. Tüm engelleri aşar, size tüm kapıları açar çünkü sizin sevginizi başkalarında üretir ve çoğaltır.
Sevgiyle ilgili en iyi önerim çok basittir:
Bir kişiyi seviyorsanız bunu ona söyleyin. Çoğu kez bunu beceremeyiz. Bunun yerine o kişinin bunu bildiğini veya duymaya gereksinimi olmadığını düşünürüz. Bir toplantıda yaptığım konuşmadan sonra bir üst düzey yönetici, sevgiden söz edişimden çok etkilendiğini söyledi ve bana öyküsünü anlattı:
"Eşim ara sıra birlikte öğle yemeğine çıkmamızı önerirdi. Ama ben hep aynı yanıtı verirdim:
İsterdim ama çok işim var.
Önemli bir iş toplantısının sabahında da aynı şeyi önerdi:
Bugün öğle yemeğine ne dersin?
Özür diledim. Sonra toplantı sırasında eşimin bir trafik kazasında öldüğü haberini aldım."
Göz yaşlarıyla anlatıyordu:
"Tanrı eşimi, bir şekilde yalnızca bir saat için bana geri verseydi, öğle yemeğine götürüp onu sevdiğimi söylerdim. Bu fırsata sahip olabilmek için her şeyimden vazgeçebilirim."
Güzel şarkıcı ve oyuncu Mary Martin, Oscar Hommerstein'in müzikallerinden birinin galası için sahneye çıkmak üzereydi. Tam o sırada, kansere yakalanmış ve hastalığının son dönemini yaşayan Hommerstein'dan bir mesaj aldı. Şöyle yazıyordu:
"Bir zil, sen onu çalana dek zil değildir.
Bir şarkı, sen onu söyleyene dek şarkı değildir.
Sevgi kalbine, orada durması için konmadı.
Sevgi, sen onu dağıtana dek sevgi değildir."
George Shinn / "Motivasyon Mucizesi"
Hanife Karaarslan'ın "Hızlı ve Etkin Okuma" adlı kitabından aktarılmıştır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/10/2006 - kızmak....
Herkes kızabilir, bu kolaydır. Ancak doğru insana, doğru ölçüde, doğru zamanda, doğru nedenle ve doğru şekilde kızmak, işte bu kolay değildir.
ARİSTO
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/10/2006 - OLMASI İÇİN DUA ETTİĞİNİZ ŞEYİ OLUN....
OLMASI İÇİN DUA ETTİĞİNİZ ŞEYİ OLUN
İnsanların daha merhametli olması için dua ediyorsanız, daha merhametli olun..
İnsanların daha hoşgörülü olması için dua ediyorsanız, daha hoşgörülü olun..
İnsanların daha dürüst olması için dua ediyorsanız, daha dürüst olun..
İnsanların daha cömert olması için dua ediyorsanız, daha cömert olun..
İnsanların hayvanlara, çocuklara, evsizlere, yağmur ormanlarına, tedavisi imkansız hastalıklara yakalanmış olanlara yeniden yardım eli uzatmaya başlamaları için dua ediyorsanız, yeniden yardım eli uzatmaya başlayın..
Bu dünyanın daha sağlıklı olması için dua ediyorsanız, daha sağlıklı olun..
Bu dünyanın daha barışçıl olması için dua ediyorsanız, daha barışçıl olun...
Olması için dua ettiğiniz şeyi olun..
Edgar Cayce
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|

|
Hakkımda
Güzel Sözler
Bilgiler
Biraz ordan biraz burdan derlenmeler

Arkadaşlarım
•
prens tenes •
ertugrultasci •
yildizim •
raciegi •
yeniedebiyat •
nihavend •
yildizca •
yedincisanat •
guldeste •
yildizci •
cocukca •
Ali ŞAHİN (alsah) •
blogekle •
geyikfm09 •
dahlia •
sabahyildizi •
romanyazilari •
Ali ŞAHİN •
yildizim1 •
yildizim3 •
alperturan •
yildizim4 •
gezilerim •
nergulyanik •
gahan •
nergul1
Blogcu Toplist- Siteni Ekle
|